Verin yetkiyi, görün etkiyi :))

Yazı konumunda okumak için saydanın aşağısına ininiz...

 

Verin Yetkiyi, Görün Etkiyi!!!

Sırada ki yazım tüm öğrenci kardeşlerimize ve tüm öğretmenlerimize gelsin :)))

HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?

 

Ahali geri bildirimleriniz müthiş; gaza geldik bize tutana aşk olsun :))

Üniversitelerin bazılarında ilk dönem bitmek üzere, bazılarında bitti … İlköğretimlerde okullarda yarı yıl tatili yarın başlıyor… Benim gibiler için öğrencilik bitmiyor; en çılgınından hayat öğrencisiyim :))) Çılgın gençlerin derdiyle dertlenmek lazım... Bu arada Milli Eğitim Bakanlığımızda müfredatı açıklamış, beğenmedim butonlu hem de… :))) 

Eee o zaman bu konuya da el atmak lazım :)) Koskoca bakanlığın sorununu bir yazıda çözcem;o kadar diyorum yani :)))  

Hiç hayallerinizden sıfır aldığınız veya hayallerinizi çalan oldu mu? Ben aldım, benim oldu…

Yıllarca sevgimizi, hayallerimizi, aşkımızı, bilgilerimizi, dostluğumuzu, çocuklarımızı, gençlerimizi,  firmalarımızı, kurumlarımızı, öldüren katillerle karşılaşırız. PEKİ, BUNU NEDEN YAPARLAR? Ya kendilerine dair yaşatacak hayalleri olmayanlar, sizinkileri göremezler ya da onlar için sizin hayallerinizin bir önemi yoktur, kendi işlerinde kullanmak için onların hayallerinin bir parçası olmalarını isterlerde ONDAN…

Sayın bakanım eğitimci bir aileden gelmekteyim. Yıllardır babamla, dayımla, ablalarımla eğitim mevzusunu konuşuyoruz. Babama, dayıma, ablalarıma özellikle bazı öğrencileri için sitemlerde buluyorum: “Nasıl yetiştirdin bu öğrencilerini, bazıları çok vefasız, bazıları makam mevki hırsına kapılmış. Aralarında müthiş insanlardı çıkmış, bazıları şimdi bana abilik yapıyorlar...” diyorum :)) Babamın tavrı ilginç... Tebessüm ediyor, “DEMEK Kİ BAZILARINI İYİ YETİŞTİREMEMİŞİM EVLADIM” diyor...

Sayın Milli Eğitim Bakanım babanla, dayımla, ablalarımla, arkadaşlarımla  yıllardır paylaştığım birkaç hususu çok samimi duygularla sizle de paylaşmak istiyorum:

SAYIN BAKANIM SEVGİ, BİLGİ VE HAYAL ORTAĞIMIZ OLUR MUSUNUZ ?

1. İLK ADIM: MÜFREDATTAN ÖNCE EĞİTİMCİLERİN EĞİTİMİ İLE BAŞLASANIZ NASIL OLUR? (Şu an kadar yapılan eğitimleri yeterli olduğunu düşünmüyorum.... Eğitimcinin eğitimi yeni başlayan, göreve devam eden tüm öğretmenlere verilmeli. amacına uygun, doğru kişiler tarafından, geri bildirimli, uygulamalı ve personel değerlendirme sistemli eğitim hayata geçirilmeli)

2.“EĞİTİM ŞART”: Özgüven, dürüstlük, vatan sevgisi, hoşgörü, vefa, adalet, sevgi girişimcilik gibi değerleri kazandıracak bir müfredat olmalı... Hatta tebessümü, gülümsemeyi unutmaya başlayan bizlere ilk ve orta öğretimlerde (öğretmenlere, velilere hatta üniversitelerde) MİZAH, EBRU VE TEZHİP DERSİ OKUTULSA SÜPPPER OLMAZ MI?

3. MUTLU AİLE, MUTLU TÜRKİYE: AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI, GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI DEĞERLER BELİRLENMELİ, EĞİTİCİ, İLGİ ÇEKİCİ DİZİLER YAPILMALI… BUNUN İÇİN BİRİM KURULMALI…  Ha okuyanlarımız arasında “Bütün işleri bitti bu mu kaldı?” diyen olursa bakanlıkların bu görevinin de olduğunu da düşünüyorum. :)))

4. “HAYALSİZSİNİZ” tarzı ÖDÜLLÜ YARIŞMALAR( öğrenci-öğretmen-veli-personel- aileler arasında hatta hayalimde dedeler, anneanne babananneler arası yarışmalar, sıradışı eğitimler var) düzenlenmeli ve kurumlarla ( Tübitak, Gençlık Ve Spor Bakanlığı, Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı  vb. ) iş birliği yapılarak hayata geçirilmelidir. Dedeler, babaanneler, anneanneler unutuluyor, pasif hale geliyor. Bu büyük sıkıntı!!!

Sayın bakanım, bu konularda şahsım ve ekibim adına tüm desteği vermeye hazırım. Bir abimin deyimiyle “Verin Yetkiyi, Görün Etkiyi!!!” :))Eelimde harika materyaller var… Ayrıca, sürcisyan ettiysem affola; heyacanıma, samimiyetime ve bu ülkeye olan sevgime verin lütfen…

GÖMLEĞİN İLK DÜĞMESİ EĞİTİMCİNİN EĞİTİMİ OLMALI.... MÜFREDAT BİR SONRAKİ AŞAMA KANIMCA...

Başarısız öğrenci yoktur, onu yönlendiremeyen, motive edemeyen BAŞARISIZ ÖĞRETMENLER VARDIR... …

Ha sosyal mesaj olmadan olmaz :))) Suç; ahlâk eğitimi ile önlenir, ceza yasaları ile değil.. Cem Yılmaz diyor ya” Eğitim Şart” :))  Hakikaten şart! ÖZELLİKLEDE EĞİTİMCİLERE EĞİTİM ŞART

Bu arada öğrenci kardeşlerim siz beni takip edin duygularınıza tercüman olmaya devam edeceğim :))) Görev sorumluluğunu yerine getiren tüm öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum, onlar baştacımız...

Hörmetler efendim :)))

 

Hayata gülümse gitsin :)))

Çok hoşuma giden bir hikayeyle sizi baş başa bırakıyorum…

Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğrar. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını ister hocası.

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazar. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlatır. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizer. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterir. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekler. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesidir. İki gün sonra ödevi geri alır. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardır. "Neden "0" aldım?" diye merakla sorar hocasına, çocuk. "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal"der, hocası. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekler:"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden  yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşünür. Babasına danışır. "Oğlum" der babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin.Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürür hocasına.. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" der. "Ben de hayallerimi.."..... O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.

Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "SANA ŞİMDİ SÖYLEYEBİLİRİM. BEN SENİN ÖĞRETMENİNKEN, HAYAL HIRSIZIYDIM. O YILLARDA ÖĞRENCİLERİMDEN PEK ÇOK HAYAL ÇALDIM. ALLAH' TAN Kİ, SEN, HAYALİNDEN VAZGEÇMEYECEK KADAR İNATÇIYDIN."

Allah’tan öğretmeni dürüstmüş, çıkıp hepsi senin iyiliğin içindi” dese :)) öğrencisi de vefalıymış Hocam bana zamanında böyle yaptı diye davransaydı ne olurdu? :))

 

Matrak Anlar

(İstanbul’dan Rasim yazıcı göndermiş bu hatırayı..)

Temmuz 2002’de  İstanbul-Mecidiyeköy’de karakolun yanında küçük bir lokantada oturuyoruz. Yanımda biraz mafyacılık biraz da  tabelacılık yapan Ahmet var. Az sonra küçük bir telefon konuşmasının sonucunda civarda olan yeğeni Erdal’da bize katıldı. Kısa bir sohbetten sonra Ahmet yeğeni için iş talebinde bulunarak yardım istedi.
“Erdal iyi bir makam şoförüdür. Çok güzel araba kullanır” dedi.
-“Hangi türde arabalar kullandın” diye soruyorum. Erdal:
-“Bir süre önce Raşit Ağabeyin yanındaydım. Onda her tür araba işi vardı. Hepsinde tecrübeliyim” dedi.
Daha önceki işlerinin çok temiz işler olmadığını anladığım Erdal ile ilgili olarak sırf muziplik olsun diye Ahmet’in kulağına eğilip:
-“Silah kullanmayı bilir mi? diye sordum.

-“Abi bilmez mi: Alasını bilir” dedi Ahmet.
-“ Hem silahta hem yakın dövüşte çok iyidir” dedi. “Kendini siper eder, müthiş bir çocuktur”
-”Taşıma ruhsatı var mı?”  diye sorarak devam ettim muzipliğe.
Erdal hemen konuşmaya daldı:
-“Olur mu öyle şey abi. Beni mi sınıyorsun? Taşıma ruhsatı alacak kadar salak mıyım? İş bitince atıp kurtuluyorum” dedi.
O âlemlerin önemli bir raconunu da böylece öğrendim.

 

 

Bazen doğruda söylerler...

Eğitim her şeydir. Şeftali bir zamanlar acı bir bademdi; karnabahar, üniversite eğitimi almış bir lahanadan başka bir şey değildir. (Mark Twain)